Özlü Sözler

Ahmet Haşim Sözleri

Ahmet Haşim Sözleri

Ahmet Haşim Sözleri ve Alıntıları

Üzüntüm tahammül kabiliyetimi geçmişti. (Bize Göre ve Bir Seyahatin Notları)

İnsan, hayatının tatsızlığından ve etrafında görüp bıktığı şeylerin o yorucu aleladeliğinden bir müddet kurtulabilmek ümidiyle seyahate çıkar. (Frankfurt Seyahatnamesi)

Âşık, yüz bulmayan adamdır. (Bize Göre ve Bir Seyahatin Notları)

Aşk yabani bir hayvandır. Kanunlar haricinde, isyan ve ihtilal dağlarında yaşar. An­cak gece karanlıklar basınca, gizli yollardan şehre girer ve bahçelerin tarhını, ağaçlı caddelerin banklarını alt üst eder. (Bize Göre)

Mektebin öğrettiğini hayat çabucak unutturuveriyordu. (Frankfurt Seyahatnamesi)

İnsanın en asil organı hangisidir diye sorsalar hepimizin vereceği cevap budur: Beyin! (Bize Göre ve Bir Seyahatin Notları)

Hayat pahalılaştı, kazanmak da o nispette güçleşti. (Bize Göre ve Bir Seyahatin Notları)

Dönmek mi? Ne mümkün geri dönmek,
Düştüyse gönüller bu melâle
Bir eldir ufuklardan uzanmış,
Zulmet bizi çekmekte visâle. (Bütün Şiirleri)

Dünyanın manzarası gözümde değişmeye başladı. (Bize Göre ve Bir Seyahatin Notları)

Gerçi iyimserliği saflık derecesine vardıran bazı kalem sahipleri, hâla küçük çalı fidanları üzerinde taze güller görmekte ısrar etmektedir. Safdilliğin bu derecesi hakkında fikir bildirmek, ancak tıbbın yetki alanına girer. (Bize Göre)

Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz şimdi zaman içinde kaybolmuş kimseleriz. (Gurebahane-i Laklakan)

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak… (Bütün Şiirleri)

Gece her çeşit kuruntuların kafatasımızın kovuklarından çıkıp hakikat çehreleri takınarak, sürü sürü ortaya dağıldıkları, yeri ve görü tuttukları saattir. (Frankfurt Seyahatnamesi)

Uyku, geceye bir panzehir gibi ayarlanmış olmasa, insan, karanlıklar içinde duyacağı ve göreceği şeylerle kolayca aklını oynatabilirdi. (Frankfurt Seyahatnamesi)

‘Kalp’ kelimesi her lisanda hem ‘sevgi’ hem de ‘cesaret’ manasına gelir. Kelimeler asırların tecrübesiyle manalarını aldıklarına göre her lisanda “kalp” kelimesine yüklenen manalardaki bu uzlaşma halk gözleminin her devirde ve her memlekette aynı hakikatle karşılaşmış olduğuna bir delildir. (Gurebahane-i Laklakan)

Aşk değişmeyince ölür. En eski edebiyattan en yenisine kadar, her dilde, şi­irin konusu eş değil, sevgilidir. (Bize Göre)

O külrengi sabahlar başımı yastıktan kaldırınca alnım bulutlara çarpacak ve beynim dağılacak diye korkardım. (Frankfurt Seyahatnamesi)

İnsan, gayesini hâlâ ara­makla meşguldür. (Bize Göre)

Zannedilir ki ufuklarımızın ötesi bambaşka bir âlemlerin eşiğidir. (Bize Göre ve Bir Seyahatin Notları)

Kahramanı zevce ve konusu izdivaç olan hikâyeden daha tatsız ne olabilir? (Frankfurt Seyahatnamesi)

Aşk geçici, evlilik ise süreklidir. Evliliği, aşkın devamı zannetmiş nice safdil çiftler, üç ay geçmeden dudaklarda ateşin söndüğünü görmüşler ve bir akşam, kendilerini karşı karşıya esner bulmaktan hayret etmişlerdir. Aşk, değişmeyince ölür. (Bize Göre)

Karanlık, ölümün bir parçasıdır, onun için dinlendiricidir. (Bize Göre)

Hayatımıza tat veren derin zevklerin hakiki yaratıcısı olan insan zekasının halis bir mahsulü olduğu için kitap, tabiattan büsbütün ayrı, ondan daha lezzetli ve ondan daha dinlendiricidir. (Frankfurt Seyahatnamesi)

Denizi sevenler, rüzgâr ve fırtna mevsiminin gelişi­ne kadar sahillere hiç uğramamalıdırlar. (Bize Göre)

Desene! Şu çarkları suyla dönen dünya eski zaman işi bir değirmenden hâlâ farklı değil! (Bir Seyahatin Notları)

Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. (Bütün Şiirleri)

Edebiyatımızın bugünkü timsali düz bir çizgi değil, bir ağaçtır. Kütüğün ekseni etrafında muhtelif sanat akımları ayrı dallar şeklinde her istikamete doğru uzanmış, hava ve ışığı aynı zamanda emip duruyor. Şahsiyete azami hürriyeti tanıyan bir devre yakışan da bu değil midir? (Bir Seyahatin Notları)

İnsan sefaletine karşı bulutları merhamete getirmek için elimizde yağmur duasından başka hiçbir çare yok! (Bize Göre)

Ölüm, canları gece alır; acılar gece çözülür, kaza ve kader, gece işini görmeye koyulur. (Frankfurt Seyahatnamesi)

Bir toplumda ahlak ve âdetlerin ne şekilde değiştiği­ni, kelimelerin başkalaşmasında görmeli. (Bize Göre)

Zamanımızda her işini makineye bırakan insan eli, artık kendi ustalığıyla güzelliği yaratmakta aciz gösteriyor. İnsan eseri olan makine, insan elini adileştirmiştir. (Gurebahane-i Laklakan)

Ne yazık ki, vücudun çökmesi zekanın olgunluk zamanına rastlar. Manasız çocukluk, tatsız gençlik, olgunluk yaşına hazırlanmaktan başka nedir? (Bize Göre)

Gülmenin insanın şanından olduğunu bilmez misin? (Gurebahane-i Laklakan)

Tepkiler, hiddetler, kinler ve hınçların durduğu bu fikir âlemi içinde, artık yeni hiçbir ürünün vücut bulmadığına zerre kadar şüphemiz olmamalıdır! (Bir Seyahatin Notları)

Gerçi hayat, kitaba sığmayacak kadar geniştir; fakat tekrarlarla doludur. Kitap, tabiatta en büyük olan şeyin yani insanın en güzel balını taşımak itibariyle tabiatın genişliğine sahip olmaya muhtaç olmaksızın ona üstündür. (Frankfurt Seyahatnamesi)

Bu bitkinlik rengi; gizli bir hastalığın sarılığı gibi, ruh ve hayalin bütün bahçelerinde yayılmakta ve bütün yaprakları yer yer soldurup kurumaktadır. (Bize Göre)

Hâlbuki şair ne bir hakikat habercisi ne bir belâgatli insan ne de bir kanun yapıcıdır. Şairin lisanı; “nesir” gibi anlaşılmak için değil fakat duyulmak üzere vücut bulmuş, musiki ile söz arasında, sözden ziyade musikiye yakın, ortaklaşa bir dildir. (Piyâle)

Kadınlar için gerçek çekiciliğin ezelî ilke­si, bize göre, daima şundan ibaret kalacaktır: Çok konuşmamak ve yılışmamak. (Bize Göre)

Hiçbir şey lisan kadar ağaca benzemez. Lisanlar -tıpkı ağaçlar gibi- mevsim mevsim rengini kaybeden ölü yapraklarını dökerler ve tazelerini açarlar. Lisanın yaprakları kelimelerdir. (Bize Göre)

Şehirlerin sarı derisini kırların kızıl derisine değişmedikçe, güneşin ve toprağın kardeşi olmak mümkün mü? (Bir Seyahatin Notları)

Benim sırrım, benim feryadımdan uzak değildir. Lakin göz ve kulak için onu algılayacak ışık (anlama gücü) yoktur. (Bütün Şiirleri)

Her güzellik, rûhumda ayrı bir yara açarak geçer. (Bütün Şiirleri)

Sevmeyi bilmeyen ölmeyi bilmez; savaş sevginin tamamlayıcısıdır. (Gurebahane-i Laklakan)

Dünyanın güzelliğinden korkmaya başlamıştık. Zira aydan akan büyünün huzuruyla ruhlarımız çatlayacak kadar dolmuştu. (Bize Göre)

Gerçekte fikir meseleleri, ortalama kapasiteye sahip zekâlardan geçince anlaşılırlıklarının büyük bir kısmını kaybediyorlar. (Bize Göre)

Dünyayı idare eden ilim, fen, iktisat, sanat ve edebiyat akımlarıın düzenleyicisi şakakları beyazlanmış kafalardır. (Bir Seyahatin Notları)

Senin aşkınla böyle coştukça,
Yüreğimde söner gözyaşlarım, sıkıntım ve usancım… (Bütün Şiirleri)

Güldün güzelim, sevinen ve çiçeklenen ruhuma
Dudağının parlak ve gül renkli gülüşü saçıldı şimdi… (Bütün Şiirleri)

Artık geç uyanıyoruz. Çünkü hayatımıza sokulan yeni ve fena günün eşiğinde çömelmiş kin, arzu, hırs ve haset sürülerinin bizi ateş saçan gözlerle beklediğini biliyoruz. (Gurebahane-i Laklakan)

Şiir bir hikaye değil, sessiz bir şarkıdır. (Piyâle)

Bilmem… Yalnız bildiğim, sen ve ben ve mâî deniz. (Bütün Şiirleri)

Hayvan amacına ulaşmış görünüyor, insan ise hâlâ aramakla meşgul. (Bize Göre)

Yukarda, bil ki, mavi gökler boş durur,
Bir doğru varsa yerde, o sensin, yalnızca sen. (Bütün Şiirleri)

İnsan her dakika aynı idrak ve insaf kabiliyetinde değildir. (Gurebahane-i Laklakan)

Şiirler var ki sular gibi akşamla renklenir ve ağaçlar gibi mehtapla gölgelenir, güneşin ziyâsında ise bu aynı şiirler, teneffüs edilmez bir buhar olur. (Bütün Şiirleri)

En iyi yol, bazen “ruh”u memnun etmeyi bilmektir… (Gurebahane-i Laklakan)

Büyük kuvvetlerin itaat halinde görünüşü, ruha ne ağır bir eziyet veriyor. (Bize Göre)


Ahmet Haşim Sözleri ve Alıntıları
Özlü Sözler
Ahmet Haşim (d. 1887, Bağdat, Irak – ö. 4 Haziran 1933, Kadıköy, İstanbul), Türk şair ve yazar.

Yorum Yaz